Daydream Nation: Reflection on Feyzan Alasya
Melis Dumlu
There are languages too small for the contradictions of human nature.
Feyzan Alasya is one of the artists who believes myth is the only form expansive enough to hold those contradictions and to connect them to today.
For her, myth seems to be architecture. A timeless container capable of carrying contemporary emotion without flattening it.
When she uses a mythical symbol, she is not retelling an old story. She is placing a very present intensity inside a traditional framework. Myth becomes a structure where fragments can gather without being simplified. It allows her to bring pieces together in a way that resists linear narration.
Every thing, she says, searches for its own wholeness.
This sentence feels like the center of her practice.
Daily life arrives in fragments. A conversation. A political tension. A routine gesture. A dream that lingers longer than it should. In her words, our lives are nothing more than traces and sections, continuously attempting to gather what is always dispersing. We are constantly searchın for that wholeness.
Her paintings are not solutions to that dispersion. They are stations. Temporary places where fragments meet.
This becomes visible in the way her compositions unfold. Figures lean, bend, press against one another. Animals move through human bodies. Flames emerge without origin. Light explodes without clear promise of salvation or destruction. The space refuses a single-point perspective. Instead, it folds, fractures, and overlaps.
In works like Sırtlan Elinde (In Hyena’s Hand) , perspectives collapse into overlapping realities. The painting’s center pulses with a burst of golden rays, an emblem that could signal enlightenment or destruction. It is never entirely clear. Around it, bureaucratic figures carry scrolls. Citizens march in synchronization. It is through her relationship to these fragments and through ours that the hyena becomes visible in the composition as a loaded presence.
Her ability to make the emotional architecture creates the vibration between solemnity and satire, between past and present, between dream and dread.
These paintings are informed by subconscious logic, what she calls the inner script of dreams.
Her surrealism is not escapism. It is diagnostic.
By exaggerating the discontinuities of dream, she exposes the discontinuities already embedded in everyday life. The absurdities of dreams mirror the fractures of the social and political sphere. The mythic is not outside reality; it reveals its deeper mechanics.
At first glance, her scenes feel theatrical. Not theatrical as spectacle, but as staging.
Sometimes they look back at us, demanding that we account for our presence. Sometimes we become voyeurs inside their dream logic.
And then there is her refusal to define. She says ‘Art is freed when it escapes definitions.’
For Feyzan, every declaration births its opposite. Every form generates its counter-form. To fix meaning too early is to limit the work’s potential to become something else. Her paintings remain in motion because she allows them to remain processual. Fragments wait. Collages form according to internal intensity rather than urgency.
In an art world used to seeing immediacy, recognizability, and stylistic branding, her works feel like breath held underwater. They do not rush to mirror the scrollable symbols of contemporary life. They metabolize them.
The merging of myth and everyday life is not new. Yet in her case, it is not an aesthetic strategy. It is an existential method. The canvas doesn't need to resolve the fragments because they are already passed through her interior process. What we see is not chaos waiting for closure, it is intensity that has found a temporary form.
And the emotional residue of that release remains visible. Her internal intensity does not disappear once the painting is finished. It migrates into the figures. It waits for the viewer to bring their own fragments into the field.
The bond she speaks of with the viewer completes the circuit. The work is not finished in isolation. It extends.
She does not offer a final narrative. She offers a space where wholeness is a practice rather than a destination.
https://www.melisdumlu.com/essays/daydream-nation-reflection-on-feyzan-alasya
ArtDog, 2025
Çukurova bölgesinin çağdaş sanat galeri KUN Art Space, Feyzan Alasya’nın 7067 SOKAK adlı kişisel sergisini ağırlıyor. Geçmişin ve anın iç içe geçtiği, düşler ve gerçeklik arasında gezinen, bilinçaltından taşan imgelerle kurulu bir bütünlük sunan sergide sanatçı, günlük rutinlerin içinde sıradan görünen ancak derinlik kazandığında devasa bir okyanusa dönüşen yaşamın özünü sorguluyor. Sadece fiziksel bir mekânı değil, aynı zamanda sanatın ve düşüncenin serbest dolaştığı, imgelerin bir araya gelerek yeni anlamlar kazandığı bir alana gönderme yapan 7067 SOKAK, sergisini Feyzan Alasya ile konuştuk.
7067 SOKAK, atölyemin bulunduğu sokağın ismidir. Yaklaşık on senedir Bodrum Turgutreis’te yaşıyor ve üretiyorum. Yaz kış burada geçirdiğim süreye ithafen bu ismi koymayı uygun buldum. 2022’nin sonlarında başlayan yeni üretim sürecimde, atölyem ve yakın çevresi — sokakları, insan ilişkileri, beni mutlu eden ve zaman zaman üzen doğası — beni etkiledi ve resimlerime özellikle küçük kadrajlar halinde mekân pasajları olarak dahil oldu. Bunun yanında, odaklanarak ve üreterek geçen zamanın kıymetini vurgulamak ve belki de kutlamak istedim. Böylece sergi ismi kendiliğinden ortaya çıkmış oldu.
Sergideki üretimlerinizi biraz detaylandırır mısınız? İzleyiciye nasıl işler sunuyorsunuz? Üretim süreçlerinizde sizi neler besliyor? Nelerden ilham alıyorsunuz?
Bu dünyayı ve insan doğasını, hiçbir zaman değişmeyecek makus talihimizi, düaliteyi ve diyalektiği, bir okyanusa benzeyen evreni en iyi anlatanın ve duygusal bağ kurdurtanın mitler ve buradan beslenen sanat eserleri, filmler, edebiyat ve fikirler olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle karşıtlıklar bütünü olan insanı, yani bizzat kendi hikâyemi de bu yolla aktarıyorum. Güncel yaşamda dahil olduğumuz ya da maruz kaldığımız bütün olaylar ve toplumsal travmalar, üretime bu sürreal dille dönüşüyor.
Figürler, atmosfer, hareket ve jestler kompozisyonlarımı oluşturuyor. Katmanlı mekânlar yer alabiliyor. Çoğunlukla kâğıt üzerine çizdiğim, tuvale göre çok daha ham olan eskizleri derliyorum. Bunları hemen kullandığım gibi zamana da yayabiliyor, farklı eskizleri içsel yoğunluğuma göre kolajlar haline getirebiliyorum.
Sergide rüyalar, mitler ve günlük rutinlerin sıradan görünen ancak derinlik kazanan yönlerini vurguladığınızı belirtiyorsunuz. Bu imgeler arasındaki geçişleri nasıl oluşturuyorsunuz?
Her şey kendi bütünlüğünü arar; genel olarak zihnimizdeki hayat akışı da parçaları birleştirerek devam eder. Bir sanatçı olarak, günlük yaşantıdaki bu rutinler ve kesitler duygusal yönümün parçaları, dolayısıyla benim parçalarım. Tüm bunlar kolajlar halinde tuvale girerek resim bittiğinde kendi duygusal bütünlüğümde tamamlanmış oluyor. Diyebilirim ki bir sonuç yok; devam eden bir süreç ve istasyonlar var. Sonuçta bütün hayatımız izlerden, kesitlerden ibaret; sürekli dağılan bir şeyi bütünleme çabası içerisindeyiz. Tamamlanmaya çalışıyoruz ve tatmin duygusu arıyoruz.
Hayatımıza dair her şey bir mekân oluşturuyor. Bir insanla ya da hayvanla kurduğumuz ilişki, bir kavram, bir fikir, bir olay — her şey farklı mekânlar ve fragmanlar yaratıyor.
Resimlerimde karşıtlığı oluşturmak ve fragmanları bir araya getirebilmek için zaman zaman gördüğüm rüyalardan notlar alıyorum. Bu bana, zamanla en ürkütücü olanlarda bile gizli bir mizah olduğunu fark ettirdi. Rüyanın kendi içerisindeki kurgu ve mantık, kompozisyonlarımın belirleyicisi olmaya başladı. Olay örgüsündeki absürdlük ve kopukluklar, gerçek hayattaki mekânsal ve anlamsal kopuklukları fark etmemi sağladı. Bu sayede günlük basit rutinlerin işlenişinde bile kompozisyonlar fantastik bir dile kavuştu diyebilirim.
Serginizde kullandığınız teknik ve stil açısından klasik figüratif ile düşsel anlatımın birleşimini tercih ediyorsunuz. Sizi bu teknik tercihe yönlendiren etken nedir?
Özellikle figür ve portre resmi üzerine oldukça çalıştım. Bunlar, resmimin klasik, figüratif yönünü ortaya çıkardı. Ayrıca kompozisyonlarım sembolik ve düşsel öğeler içerdiğinden, böyle bir tanım oluştu. Gerçekte bir tanımdan çok daha fazla unsuru bir arada barındırdığını düşünüyorum. Bununla beraber, kompozisyonlarımda bozuk ve çoklu perspektifi kullanma cesaretini minyatür resimlerinde buldum. Minyatürlerdeki farklı, parlak ve kimi zaman kontrast renk grupları paletimi etkiledi.
Ayrıca maniyerist, barok ve dışavurumcu sanatçılar ile sosyalist gerçekçilikle anılan bazı Alman ressamların üslupları beni özgürleştirerek teknikteki akademik katılığı kırabilmemi sağladı ve düşsel kurguları oluşturmamda bana rehberlik etti.
Sergi bülteninde “Sanat, tanımlardan kaçtığında özgürleşir,” ifadesini kullanıyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız?
Sanat üretimini her zaman bir süreç olarak görüyorum. Bizler, söylediğimiz ve ürettiğimiz her şeyde bir taraftan da karşıtını doğuruyoruz. Bugün sizlere kendimi daha fazla ifade etmek için söylediklerim de buna dahil. Bu yüzden kesin tanımlardan uzaklaşmak gerektiğine inanıyorum. Her zaman değişime açık bir kapımız olmalı. Sonuçta ürettiklerimiz, hayatlarımızın eseri ve bu serüvenin bir yansıması. Değişime ve farklı yönelimlere direnç göstermemeliyiz.
Neler eklemek istersiniz?
Sanat benim için bir iletişim aracı olduğu kadar, kendimi tanıma ve anlamlandırma biçimi. Üretim sürecinde karşılaştığım her duygu, figürlerime ve kompozisyonlarıma yansıyor. İzleyiciyle kurduğum bağ da bu sürecin bir parçası oluyor. Sanatın doğası gereği her zaman değişime açık olduğunu düşünüyorum ve bu sürecin izleyici ile paylaşılmasının çok kıymetli olduğuna inanıyorum.
Semra Dursun,12 Mart, 2025, Çağdaş Sanat/Özel Söyleşi
https://artdogistanbul.com/feyzan-alasya-her-sey-kendi-butunlugunu-arar/
Hakan Kürklü: "2022'nin en iyi iki solo sergisinden biri Feyzan Alasya Gündüz Düşü (Daydream)."
Galeri Diani, Sanat Dünyasının Farklı Kuşaklarından 7 Sanatçı ile 16. Contemporary İstanbul’da
Feyzan Alasya'dan Gündüz Düşü Sergisi
Portfolyo, Feyzan Alasya
Ressam Feyzan Alasya “GÜNDÜZ DÜŞÜ/DAYDREAM” adlı sergisiyle 5 Kasım’dan itibaren Galeri Diani’de
‘Her Şeyden Öte’ Galeri Diani’de
